Spora nasıl başladım?

Elime ilk defa basketbol topunu aldığımda ilkokul 1.sınıfta, 6 yaşımdaydım. Abimin Voit marka topunu kaçırıp okula götürüyor, ders aralarında bahçeye çıkıp topu sektiriyordum. Tabi o dönem 15cm boyumla topu potaya atmak hayaldi benim için.

ilk takım seçmelerime ilkokul 5.sınıfta Aykan Kolej’de girdim. Boyum yaşıtlarıma göre uzundu ve artık topu sektirmekten fazlasını yapabiliyordum. Seçmelerin sonunda bir liste yaptılar ve seçilen sporcuları okulun girişindeki panoya astılar:

1-Tunca Karakaş

2-Can Yaşa

3-Baybars Umur

4-…

Çok gururluydum.

Tunca haliyle takım kaptanı oldu, Can ve ben de en yakın arkadaşları. O sene 4 maça çıktık, 4’ünü de kaybettik. Biraz hüzünlü ama olsun. Aslında daha da hüzünlüsü sanırım 4.maçımızda bizi izlemeye gelen tüm okulumuzun önünde Ted Koleji’nden yediğimiz 100 sayı olmuştu :)

Can’la hala çok yakın arkadaşız ve Tunca’yla da uzun süre Milli Piyango Spor Klubü’nde basketbol oynadık.

Spor hayatıma kötü deneyimlerle başladım belki ama, sonradan hızlı ve pozitif bir ivme kazandım. Liseyi bitirene kadar yılda ortalama (okul takımım dahil) 30 maça çıkıyordum. Şu an 25 yaşımda olduğumu düşünürsek, ve basketbolu aktif oynadığım dönemde haftada minimum 3 antrenman yaptığımı, ve takımlarda oynamadığım son yıllarda ise bireysel olarak veya arkadaşlarımla haftada 3 gün spor yaptığımı düşünürsek, toplamda 5000 saatten fazla süredir spor yapıyorum.

Bu blogu yazmaya neden mi başladım? Sanırım paylaşmaya değer bulduğum deneyimlerim var. 10dan fazla antrenörüm, sayısını hatırlamadığım kadar da takım arkadaşım oldu ve onlardan çok şey öğrendim. Bir de tabi; Türkiye’de üniversite okuduktan sonra gittiğim İtalya ve Avustralya’da farklı kültürlerde, farklı geçmişleri olan sporcularla spor yapma fırsatım oldu.

Aslında bana ciddi anlamda “Bak bu budur, bu da böyle yapılmalıdır” diyen çok az insan oldu, ama sanırım o da hayatın gerçeği. Öte yandan bilgi paylaştıkça daha kıymetli sanki.

Aykan Kolej Basketbol Forma 1 SAMSUNG

Reklamlar